Nükleer Enerji Gerekliliktir

Nükleer enerji hakkında birçok yanlış fikir var toplumda. Her önemli, milli meselede olduğu gibi, bu konu da siyasallaştırıldı. Bazı partiler için oy kapısı haline geldi. Bazıları için ise iktidara saldırma aracı oldu. Sonuçta, yine, gerçekler unutuldu, hesap, kitap bırakıldı. Bu yazıyı gerçeklere dikkat çekmek için yazıyorum.

Önce, şunu belirteyim, Dünya Bankası’na göre, kişi başına düşen elektrik tüketimi ülkeler için bir gelişmişlik göstergesidir. Şimdi de aşağıdaki tabloya bakalım.

Kişi Başına Düşen Elektrik Tüketimi - Türkiye ve Dünya Ort.

Türkiye, maalesef, dünya ortalamasının altında. Yani gidilecek çok uzun bir yol var. Dünya ortalamasıyla kıyasın sağlıklı olmadığını düşünüyorsanız, başka ülkeleri deneyin. Hiç tahmin edemeyeceğiniz ülkeler Türkiye’den bu konuda önde. Google bu konuda çok güzel bilgileri kullanıma açmış:

http://www.google.com/publicdata/explore?ds=d5bncppjof8f9_&ctype=l&strail=false&nselm=h&met_y=eg_use_elec_kh_pc&hl=tr&dl=tr#ctype=l&strail=false&nselm=h&met_y=eg_use_elec_kh_pc&scale_y=lin&ind_y=false&rdim=country&idim=country:TUR&tdim=true&tstart=662688000000&tunit=Y&tlen=17&hl=tr&dl=tr

Ülkemizin toplam elektrik üretimi kurulu kapasitesi 41.744 MW’tır. Yıllık üretim 2008 rakamlarına göre 198.2 milyar kWh’tır. 2008 yılında üretim bir önceki yıla göre %3.5 artış göstermiştir. Bu yükseliş trendinin devam etmesi durumunda 2020 ihtiyaç duyulacak üretim 440.1 milyar kWh güç ise 96.000 MW olacaktır (  (1 + 0.035)^12 * 41 744 = 64975.952 — ben böyle hesapladım) (1).

Aynı kaynaktan devam edersek, bugün itibariyle 2013 yılına kadar devreye alınması planlanan toplam güç 12.600 MW olarak hesaplanmıştır. 2014 yılında devreye alınması planlanan Mersin Akkuyu’daki nükleer reaktörler ise 4.800 MW güce sahip olacaktırlar.

Gördüğünüz gibi, Akkuyu’da kurulacak olan reaktörler dahi enerji açığımızı kapatamayacak (30.000 MW açık kalıyor). Aynı büyüme hızını korumak için çok acil enerji yatırımlarına ihtiyacımız var. Tek bir yatırımla yüksek kapasite elde etme özelliğine sahip nükleer reaktörler de tek çıkış kapısı gibi gözüküyor. Yani Akkuyu’daki reaktörler yetmez, dahası da lazım.

Şu noktada, denilecek ki, Türkiye’mizin güzel yurdumuzun onca dağı ovası tepesi var. Buralara yazın güneş gelir, kışında rüzgar çok sert eser buralarda, denilecek. Ben de çok isterdim sizin yanınızda olmayı. Nükleere gerek yok, rüzgar güneş yeter diyorlar. Ne de güzel bir söylem. Bütün problem bir anda çözüldü.

İşler göründüğü kadar kolay olmuyor realiteye gelince. Teknik olarak, ülkemizin elektriğinin tamamının rüzgar ve güneş enerjileriyle üretilmesi imkansız. Tamamını boşverin, çok cüzî bir yüzde ancak rüzgar ve güneş dayalı olabilir. Çünkü, rüzgar enerjisi ve güneş enerjisine dayalı olarak çalışan santraller yıl boyunca aynı düzeyde enerji üretemezler. Rüzgar türbinlerinin kapasite faktörü ancak %40 düzeylerindedir. Güneş enerjisi ile elektrik üreten paneller ise çok daha az verimlidir. Bu enerji türleri dalgalı voltaja sahiptir. Dalgalı voltajda elektrik üretimi bir ülkenin şebekesinin ancak %10-15’ini oluşturmalıdır. Daha fazlası teknik olarak mümkün değildir (baz yük ve puant yükle ilgili hadiseler bunlar, ben de yeterince detaylı olarak bilmiyorum). Dünya’da tüm elektriğini bu enerjilerden üreten bir ülke örneği de yoktur.

Sonuçta, kısa vadede Türkiye için nükleer enerji gereklidir (Akkuyu’daki nükleer santral projesini destekliyorum ama hakkında eleştirilerim de var, artık başka bir yazıya). Bu yatırımı geciktirmek, Türkiye’nin önüne engel koymaktır. 2020 yılında evinizde mumla oturmak istemezseniz, başka çaremiz yok.

Kaynakça:

1.Elektrik Üretim A.ġ. “Elektrik Üretim Sektör Raporu” 2008. 25 Mart 2011. <http://www.enerji.gov.tr/BysWEB/DownloadBelgeServlet?read=db&fileId=49272&gt;

Reklamlar

End of Industrial Era

I have been following Seth for a while now. I read one of his books and my RSS is full of his posts. Seth likes to talk about change. Change that is happening around us, affecting us immediately and fast. Seth talks about change a lot like many people do; however when he named this change a revolution, an end to an era and a start to a new one, it all became clearer to me.

Yes. Just like everything else, industrial era is soon to come to an end. Or, maybe, it did already. The problem is the realization, the awareness, embracing the change and act accordingly.

For a start, I will define a few things industrial revolution brought into our lives. Then, making a thought experiment, we will see how they are fading away.

  1. Output/Input was called efficiency. Decreasing input and increasing output was called profit.
  2. Product development was about manufacturing. Innovation meant cheaper and faster production.
  3. Management meant creating instructions for everyone to follow.
These are some of the many things industrial revolution standardized. We were born into them. We take them to be what they are and not to be changed.
In today’s world, being efficient is not adjusting the aforementioned ratio. It is about being different, remarkable and up-to-date. Manufacturing technologies are so sophisticated, that products are not designed according to manufacturing technologies. Products are just designed. Manufacturing will be done in a way or the other. For management, encouraging employees to follow instructions is not the way to go these day. Most organizations realized that employees given the opportunity to be creative, employees with fewer instructions and more willpower are more efficient.
Let’s embrace change. People and organizations who embrace change will make it to the end of the day. For the rest, it will be painful and slow as they fade away into history.