Barkod Numaraları, UPC ve EAN

Aldığımız herhangi bir ürün üzerindeki barkod numaraları nerden alınıyor, nasıl alınıyor hiç düşündünüz mü? Türkiye’de kullanılan bir barkod numarasının dünyanın (neredeyse) her ülkesinde geçerli olduğunu biliyor muydunuz?

GS1 adlı sistem, 1977’de kurulmuş kar amacı gütmeyen bir kurum. Kuruluş yeri Amerika. Daha sonra tüm dünyada ofisleri açılmış. Şuan uluslararası kabul gören tek barkod sistemi.

İlk kurulduğunda ABD için 12 haneli barkodlar verilmiş. Daha sonra Kuzey Amerika’nın dışına da yayılınca 13 haneli numaralar verilmiş. 12 haneli numaralara Universal Product Code  deniyor. 13 haneli numaralara ise European Article Number deniyor. İki tip numarada dünyanın her yerinde geçerli.

GS1 üyeliği almak için ülkenizdeki ofise başvurmanız gerekiyor. Türkiye’de de TOBB’a bağlı bir ofis var. Üyelik için belli bir bedel ödedikten sonra her sene de bir yıllık ücret ödüyorsunuz. Bazı ofislerde numara başına ücretlendirme yapılırken, bazı ofisler ise 1000, 10.000 veya 100.000 adet blokları senelik olarak kiralıyorlar.

Her barkod numarasının ilk haneleri numaranın hangi ülkede kayda alındığını gösteriyor. Mesela ülkemizin numarası 868 ve 869. Diğer ülke kodları için:

http://www.makebarcode.com/specs/ean_cc.html

Ülkemizde barkod numarası almak için bu prosedürü izliyorsunuz. Oldukça uzun bir prosedür. Tabii bir de senelik en az 185 TL ücret ödüyorsunuz. Maalesef sistem büyük üreticiler için dizayn edilmiş. En az alabileceğiniz numara sayısı 1000. Bu sistem ülkemiz için hiç kullanışlı değil maalesef. Ülkemizde faaliyet gösteren binlerce küçük atölyenin ürünlerini bu sistemi kullanarak kayda alması çok zor.

Yine de Türkiye’de ücretler düşük tutularak önemli bir adım atılmış. Mesela, ABD’de bu ücretler şu şekilde: ilk üyelik ücreti 800 dolar, kullanılan numara başına yıllık 25 dolar. Türkiye’de ki ücretler bunlarla karşılaştırıldığında çok daha düşük.

Peki barkod numaraları nasıl siyah çizgiler haline dönüşüyor? 0-9 bütün rakamlar 7 tane boş veya dolu çizgiler olarak kodlanmış. Numaralar bu şekilde barkodlar haline getiriliyor. Aşağıda numaraların kodlanmasını gösteren bir tablo var:

Digit L Pattern R Pattern Widths
0 0001101 1110010 3211
1 0011001 1100110 2221
2 0010011 1101100 2122
3 0111101 1000010 1411
4 0100011 1011100 1132
5 0110001 1001110 1231
6 0101111 1010000 1114
7 0111011 1000100 1312
8 0110111 1001000 1213
9 0001011 1110100 3112

e-trade: Ulaşılabilirlik ve Müşteri Memnuniyeti

Geçenlerde meraktan baktım. Amazon’un 2010 cirosu 34.2 milyar dolar. eBay’in 2010 cirosu ise 9.2 milyar dolar. Dünyanıni en büyük iki online retailerı bu şirketler. Ulaştıkları büyüklükler geleneksel perakendeciliğin bittiğini veya değişmek zorunda olduğunu gösteriyor.

İki sitede de daha önce müşteri oldum. Bazı gözlemlerim oldu iki sitedeki ticaretle ilgili. Satıcıların ve müşterilerin davranışlarını takip ettim. Bol bol ürün incelemesi ve feedback okudum. İnternet perakendeciliğini başarıya ulaştıran iki önemli faktör var bence:

  • Ulaşılabilirlik
  • Müşteri memnuniyeti

Tüm dünyada internet kullanıcısı sayısı ve internette (telefon, bilgisayar, tablet, vs.) geçirilen zamanın katlanarak arttığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla internetteki reklamlara da sürekli olarak maruz kalıyoruz. Reklamlar olmasa da birçok ürünü mağazalardan veya dükkanlardan almaktansa internetten almak daha kolay ve hızlı. Çoğu zaman da daha ucuz.

Örnek olarak, Efe Okumuş, bir ay önce 120 dolara x-box için rock band seti aldı. Amazon.com’dan aldı. 10 dakika uzaklıktaki Teknosa veya benzeri bir mağaza yerine 10,000 km uzaklıktaki amazon.com’daki bir satıcıdan aldı. Nedeni ise çok basit. Teknosa’da aynı ürün 400 TL civarında. Üstelik hızlı shipping sayesinde bir haftada geldi ürün. Şu durumda, aynı ürünü Teknosa’dan almak için hiç bir nedeni yok Efe’nin.

Bunun yanında internetten alışverişi güzelleştiren başka birşey ise müşteri ve satıcı arasındaki feedback ilişkisi. Geleneksel bir mağazayı düşünelim. Herhangi bir ürünü aldığınızda iade etmek için aynı mağazaya tekrar gitmeniz lazım. Çoğu zamanda ürünü iade etmek istediğinizde, bazen karşı tarafın itirazı bazen de yargılayıcı bakışlarına maruz kalırsınız. Veya bir ürünü kutusundan çıkardığınızda söz verilen özelliklerin üründe mevcut olmadığını varsayın. Bu durumda satıcıya olan öfkenizi ancak belli sayıda arkadaşınıza veya yakınlarınıza aktarabilirsiniz. Dolayısıyla bu satıcıyı çok etkilemez.

İnternette ise durum farklı. İade olayı inanılmaz kolay. Hiçbir neden belirtmeden sadece posta ücreti ile bazen o da satıcıdan olmak üzere ürünü iade edebiliyorsunuz. Feedback olayı ise bir satıcının en çok önem verdiği özellik. Tek bir olumsuz feedback almamak için satıcılar müşterilerin her istediğini yapıyorlar. Okuduğum reviewlarda inanılmaz şeylerle karşılaştım. Müşterileri memnun etmek için paketlerin içine ürünün dışında küçük hediyeler koyanlar var. Ürünün 2 ay sonra eskimesiyle yazılan bir yorum üzerine yeni ürün gönderilen müşteriler var. Ürün belirtilen tarihten geç geldiği için paranın tamamını iade eden satıcılar var. Öyle ki, tek bir olumsuz yorum almak dahi bir satıcıyı zor duruma düşürüyor. Çünkü o tek bir olumsuz yorumu binlerce potansiyel müşteri görebiliyor.

Bu şekilde internetten alışveriş yapan müşteri memnun oluyor. Satıcı ise dürüst ve doğru iş yapmanın ödülünü daha fazla müşteriye ulaşarak alıyor. Ticaret hacmi artıyor. Büyük fiziksel mekanlara büyük kiralar veren  bir çok eleman çalıştıran geleneksel mağazalar ise bu durumdan ister istemez kötü etkileniyor.