Yemin Krizi, Eski Yemin Metinleri ve Demokrasi

CHP’nin diretmesiyle imzalanan ve devrim yaratan (!) mutabakat metniyle yemin krizi nihayet çözüldü. Gündemde herşey çözüldü havası oluştu. Meclis  tatile girmek üzere ve şike skandalı gündemi hâlâ çok yoğun bir biçimde işgal ediyor. Bu yüzden asıl büyük mesele olan BDP’nin yemin etmeyişi ve meclisi boykot etmesi unutuluyor veya göz ardı ediliyor.

BDP’li milletvekillerinin yemin etmemelerinin asıl nedeni Hatip Dicle’nin mahrumiyeti. Görünen o ki, AKP bu sorunu çözme yanlısı değil. Argümanları ise kişiye özel yasa yapılamayacağı. Asıl korkuları ise bir gün Abdullah Öcalan’ın da affının diretilmesi ve milletvekili olmasının yolu açılması.

Genel olarak yemin krizi bu. Benim dikkat çekmek istediğim konu ise, BDP eğer boykottan vazgeçip yemin etmeyi kabul ederse, nasıl bir yemin metni ile karşı karşıya kalacaklar? Edecekleri yemin demokrasiyle bağdaşıyor mu? Bu yemin BDP ve Kürt yurttaşlarımızın hassasiyetlerine saygı gösteriyo mu? İşte 1980 darbesi Anayasası ile yürürlüğe giren yemin veya “Andiçme” metni:

2. AndiçmeMADDE 81.– Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler :“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

Eski yemin metinlerine oranla daha az demokratik ve daha az evrensel olan bu yemin metni oldukça uzun bir metin ve bana biraz ilkokulda okutulan Sosyal Bilgiler dersi kitaplarını hatırlatıyor. Öncelikle evrensel demokrasi ilkelerini ve milli egemenliğin korunmasını içermesi gereken yemin metni, bunların yanında bir milletvekili yemininde olması gerekmeyen ve “Türkiye İran mı olacak” furyasının adeta bir yansıması şeklinde lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke[leri] ifadelerine vurgu yapıyor. En korkuncu ise büyük Türk Milleti ifadesi.

Evet, BDP meclis boykotundan vazgeçerse büyük Türk Milleti önünden yemin etmek zorunda kalacak. Kürt halkını temsil iddiasını taşıyan BDP’nin büyük Türk Milleti önünde yemin etmeye zorlamak demokratik Cumhuriyet’le bağdaşması mümkün değil elbette.

Eski yemin metinlerine bakınca 1980 Anayasası’ndaki yemine göre daha demokratik olduklarını görüyoruz. İşte 1924 Teşkilât-ı Esâsiye’sinin yemin metni:

“Vatan ve milletin saadet ve selametine ve milletin bilâ kaydu şart hakimiyetine mugayir bir gaye takip etmeyeceğime ve Cumhuriyet esaslarına sadakatten ayrılmayacağıma ‘vallahi’.

“Vallahi” ifadesi dışında tamamen evrensel ve demokratik bir yemin metni. Vatan ve millet vurgusu yapılmış. Etnik bir ifade kullanılmamış. Milli egemenlik ve Cumhuriyet temellerine sadakatten bahsedilmiş.

1924’ten buraya demokraside bazı alanalarında ilerleme yerine gerileme kaydetmiş olmamız düşündürücü. Hukuk ve yargı maalesef ülkemizin önünü tıkamaya devam ediyor. Hukuk, gelişmişlik olarak siyasetin ve milli iradenin çok gerisinde ülkemizde. Umarım, bu dönemde TBMM yeni bir Anayasa yazmayı başarabilir. Bu şekilde hukuk ve yargıda ihtiyaç duyduğumuz değişimlerin kapısı açılabilir.

Kaynaklar:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s