İstanbul’da Streetball ve Halka Kapalı Üniversite Kampüsleri

Cuma günü basketbol oynamayı planlıyorduk. Ben, Barış Demircioğlu ve Arda Akkar toplanıp basketbol oynayacaktık. Sonra işler planladığımız gibi gitmedi. Basketbol oynamak için sarfettiğimiz çaba burada anlatmaya değer.

Her hafta çarşamba ve cuma günleri İTÜ Ayazağa kampüsündeki salonda basketbol oynuyoruz. Belli bir çekirdek kadromuz var. 2 kişi olduğumuz da oldu 6 kişi olduğumuz da. Sene boyunca güzel maçlar yaptık orada. İTÜ’deki son senem olmasından dolayı merkez salonda son bir defa oynayıp mutlu bir şekilde ayrılmak isterdim. Ama olmadı.

Salonda 2 haftadır bir elektrik tamiratı var. Elektrik tamiratı denen şey nedir, bilmiyorum. Sonuçta ne değişecek salonda onu da bilmiyorum. Ama 2 haftadır her gittiğimizde salona alınmadık, salonda herhangi bir çalışma olmamasına rağmen. Salonun çalışma saatleri internette ilan ediliyor normalde. Ama yetkili amcalardan aldığım bilgiye göre tamirata bağlı aksamalar internetteki programda belirtilmiyormuş. Amcama neden diye soracaktım, sonra vazgeçtim.

Bu cuma da önce perşembe günü telefon açtık. Salon açık dendi. Hatta sonra bir başka arkadaş ben perşembe oynadım gidin siz de oynayın dedi. Gittik yine tamirat var dediler. Bu arada Barış ve Arda spor kafede otururlarken, orada 3 yıldır çalışan bir zenci garson vardı, diğer garsonlar toplanıp o adamı bir güzel dövmüşler. Kafasında sandalye filan kırmışlar. Bizim basketbol maceramızla bir alakası yok ama üzüldüm adam için, yazmak istedim.

Salon binasından çıkıp İTÜ Bahar Festivali alanına gittik. Sıcak havada çiğ köfte, kokoreç vs. satılıyordu. Festival alanı toplam 8 tane standdan ibaretti. İTÜ’ye buradan bu güzel festivali düzenlediği için teşekkür ediyorum… İTÜ kampüsünde yapacak hiçbir şey bulamayınca dışarı çıktık. Arda’yla ayrıldıktan sonra Maslak’tan Beşiktaş’a giden minibüslerden birine bindik Barış’la beraber. Bu sırada basketbol oynayamadığımız için moralimiz de bozulmuştu. O sırada Barış’ın aklına Conrad otelinin önündeki açıkhava basketbol sahasına veya YTÜ’deki sahaya gitmek geldi. Hiç olmazsa İstanbul’da bir streetball deneyimi yaşayacağım için kabul ettim ve minibüsten indik. Conrad’ın önündeki sahada maalesef sadece yaşları 10-15 arası çocuklar vardı. Son bir şansımız kalmıştı: Yıldız Teknik Üniversitesi.

Aşağıda resmini de koydum. Yıldız kampüsünde bir tanesi voleybol için toplam 3 tane kort var. Resim güzel gözüküyor ama aldanmayın. Bir üniversite için çok kötüydü bu sahalar. Potalarda filelerden parçalar vardı sadece. Potalardan bir tanesi var ki çok acayip. Her top geldiğinde kırılacak gibi oluyor. Aşağı doğru esniyor, sonra eski pozisyonuna dönüyor. Bunun dışında, potaların metal ayakları çarpmaya çok müsaitti (hatta az daha kafam kırılıyordu o demirlerde). Sahanın yanında yine hiç korumasız ışık direkleri var.

Bu kadar olumsuzluğa rağmen biz bu sahada oynamaya karar verdik. Ama aşmamız gereken bir engel daha vardı. YTÜ ziyaretçi almıyormuş kampüse. Bir liste varmış, o listede ismin yoksa girmek yasakmış. Neden diye sorarsanız, birkaç ay önce bir kavga çıkmış kampüste o nedenle böyle bir uygulama varmış. Peki listeye girmek için ne yapmak lazım? Hafta içi gelip kimlik fotokopilerimizle beraber başvurmamız lazım, tabii başvurunun sonuçlanması için belli bir sürede beklemek lazım.

Bu sorunu da Mithat Demir arkadaşım sağ olsun, başkanı olduğu kulübün bir etkinliğine katılmaya geldik yalanıyla aştık. Yalan atmak istemezdim ama başka da yapacak bir şey yoktu. Önce fakülte binalarının tuvaletlerinden bir tanesinde giyindik. Sonra sahaya girdik. Bizim topumuz yoktu o yüzden oynayanlara bir şekilde dahil olmamız gerekiyordu.

En son kot pantolonlarla oynayan bir gruba girdik. 5’e 5 tam saha maç yaptık yaklaşık 1 saat boyunca. Ben ve Barış hariç hepsi kot pantolon giyiyordu. Hatta dikkat ettim kanvas pantolon giyen yoktu, hepsi kot pantolon giyiyordu. Takım gibi olmuşlardı. Bazılarının üzerinde uzun kollu gömlekler vardı. Hatta bir tanesinin ayağında botlar vardı (bu cuma hava sıcaklığı en az 15 dereceydi). Bir süre oynadıktan sonra verdiğimiz molada ise sahadaki oyuncuların yarısı molayı sigara içerek değerlendirdi.

Sonuçta, İstanbul’da streetball veya basketball’un vardığı son nokta bu. Onca olumsuzluğa rağmen eğlenceli bir maç oldu. Saat 8’e kadar oynadıktan sonra herkese teşekkür ederek Barış’la beraber YTÜ’den ayrıldık.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s